top of page

Kambiyo Senetlerinde Avalistin Sorumluluğu Ve Bağımsız Borç Niteliği

  • Yazarın fotoğrafı: Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN
    Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN
  • 27 Mar
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 May


Kambiyo senetlerinde (bono ve poliçe) aval, senedin tedavül kabiliyetini artırmak ve alacaklıya ek bir güvence sağlamak amacıyla oluşturulmuş, kambiyo hukukuna özgü bir teminat müessesesidir. Aval veren kişi (avalist), kimin için taahhüt altına girmişse tıpkı onun gibi sorumlu olur. Ancak bu sorumluluk, asıl borca bağlı "fer'i" bir borç değil, tamamen "bağımsız" bir borç niteliğindedir.


Senetteki "Kefil" İmzası Aslında Bir Avaldir

Vatandaşlar arasında en yaygın yanlış inanış, senedin ön yüzüne "kefil" yazılarak atılan imzanın genel hukuktaki kefalet gibi değerlendirileceğidir. Oysa Türk Ticaret Kanunu’nun 701. maddesi uyarınca, muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, senedin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.

Kişi imzasının yanına "kefil", "müşterek borçlu" veya benzeri sözler yazmış olsa dahi, imza senedin ön yüzünde ise bu durum hukuk tekniği açısından bir "aval" olarak kabul edilir. Bu durumun vatandaş açısından en kritik sonucu; "kefil" olduğunu düşünerek sahip olduğunu sandığı savunma haklarının (örneğin asıl borçluya başvurulmadan kendisine gelinmemesi gibi) kambiyo hukuku karşısında etkisiz kalmasıdır.


Aval Borcunun Bağımsızlığı ve Şahsi Def'iler

Avalistin sorumluluğunda en temel prensip, borcun müstakil olmasıdır. TTK’nın 702/2. maddesine göre; aval verenin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl (geçersiz) olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerliliğini korur. Bu durum, lehine aval verilen kişinin ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde dahi avalistin sorumluluğunun devam edeceği anlamına gelir.

Avalist, kural olarak sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliklerini savunma konusu yapabilir. Bunun dışında kalan, senedin "teminat amacıyla verildiği" gibi iddialar birer şahsi def'i niteliğindedir. Yargıtay'ın istikrarlı görüşüne göre, bu tür şahsi savunmaların avalist tarafından ileri sürülmesi, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa dahi avalistin taahhüdünün geçerli olması kuralı nedeniyle mümkün görülmemektedir.


İspat Yükü ve Yazılı Delil Zorunluluğu

Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşmektedir. Eğer davacı borçlu, borcun hiç doğmadığını ileri sürerek sadece inkâr etmekle yetiniyorsa, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı alacaklıdadır. Ancak alacaklının dayandığı bir kambiyo senedi mevcutsa, senedin karşılıksız olduğunu veya teminat amaçlı verildiğini ispat yükü davacıya geçer. Bu noktada davanın kimin tarafından açıldığı, ileri sürülecek savunmaların mahkemece değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda belirleyicidir; eğer davacı asıl borçlu ise senedin bir sözleşmeye istinaden teminat amacıyla verildiğini iddia edip bunu yazılı delille kanıtlayabilir. Fakat davacı taraf avalist ise, senedin teminat senedi olduğu iddiası hukuk tekniği açısından bir şahsi defi niteliğinde kabul edilir. Aval verenin borcu bağımsız bir borç olduğundan, asıl borçlu ile lehtar arasındaki bu tür şahsi savunmaların davacı avalist tarafından ileri sürülmesi mahkemelerce dinlenmemesi gerekir. Davacı avalist, senedin zorunlu şekil şartlarına yönelik bir eksiklik ileri sürmedikçe, sadece senedin asıl borçlu tarafından teminat amaçlı verildiği savunmasıyla sorumluluktan kurtulamaz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2022/12708 E., 2023/5202 K. 

"Aval verenin borcu bağımsız bir borçtur, bir diğer ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa bile, aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerlidir. Yani lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile, aval veren bu geçersizliği ileri süremez."


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2022/11-221 E., 2023/134 K. 

"Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer... Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. ...lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez. Zira, bononun teminat senedi olduğunun ileri sürülmesi şahsi defi niteliğindedir ve bu definin... davacı avalist tarafından ileri sürülmesi mümkün değildir."


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2017/3091 E., 2021/965 K. 

"Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler... ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. 6102 sayılı TTK'nun 702/2 maddesi uyarınca; 'Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir.' ...Eş söyleyişle, lehine aval verilenin borcu geçersiz olsa bile aval veren bu geçersizliği ileri süremez."

UYARI

Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN’a aittir. İçerikler, hak sahipliğinin geçerliliği için elektronik imzalı zaman damgası ile kaydedilmiştir. Sitemizdeki yazıların, izinsiz olarak başka platformlarda kopyalanması veya özetlenerek yayınlanması halinde yasal ve cezai işlemler uygulanacaktır.

bottom of page