Gayrimenkul Satış Vaadi ve Ön Ödemeli Konut Satışlarında Kapora, Senet ve Cezai Şart
- Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN

- 6 May
- 7 dakikada okunur

İnşaat projelerinden daire satın alınması, uygulamada en sık karşılaşılan taşınmaz edinme yöntemlerinden biridir. Özellikle henüz tamamlanmamış projelerde alıcılar, satış ofislerinde hazırlanan sözleşmeleri imzalamakta, belirli miktarda kapora veya peşinat ödemekte ve kimi zaman bu ödemelere ek olarak senet düzenlemektedir. Sözleşmelerde ise çoğu kez alıcının sözleşmeden vazgeçmesi halinde kaporanın iade edilmeyeceği, ödenen bedellerin firma tarafından irat kaydedileceği veya ayrıca cezai şart talep edileceği yönünde hükümler yer almaktadır.
Ancak inşaat projesinden daire satın alınması, yalnızca taraflar arasında imzalanan basit bir ödeme sözleşmesi olarak değerlendirilemez. Bu tür işlemlerde sözleşmenin hukuki niteliği, şekil şartına uygun yapılıp yapılmadığı, alıcının tüketici sıfatına sahip olup olmadığı, konutun teslim edilip edilmediği, yapı ruhsatının bulunup bulunmadığı, kapora ve cezai şart hükümlerinin geçerliliği ile verilen senetlerin hangi amaçla düzenlendiği birlikte incelenmelidir. Aksi halde alıcı, henüz tapusunu dahi alamadığı bir taşınmaz için hem ödediği bedeli geri alamama hem de senet veya cezai şart baskısıyla karşılaşma riskiyle karşı karşıya kalabilir.
Ön Ödemeli Konut Satışı Nedir?
Henüz tamamlanmamış bir inşaat projesinden konut satın alınması halinde, çoğu olayda ön ödemeli konut satışı hükümleri gündeme gelir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 40. maddesine göre ön ödemeli konut satış sözleşmesi; tüketicinin konut amaçlı bir taşınmazın satış bedelini önceden peşin veya taksitle ödemeyi, satıcının ise bedelin tamamen veya kısmen ödenmesinden sonra taşınmazı tüketiciye devir veya teslim etmeyi üstlendiği sözleşmedir. Bu nedenle ön ödemeli konut satışı, özellikle maketten satış, lansman satışı veya proje üzerinden daire satışı olarak bilinen uygulamalar bakımından büyük önem taşır.
Bu sözleşme türünde kanun koyucu, tüketiciyi korumak amacıyla özel hükümler öngörmüştür. Çünkü alıcı çoğu zaman henüz ortada tamamlanmış bir daire yokken ödeme yapmakta, satıcıya veya inşaat firmasına güvenerek hareket etmektedir. Nitekim 6502 sayılı Kanun’un 40. maddesinde, tüketiciye sözleşmenin kurulmasından en az bir gün önce ön bilgilendirme formu verilmesi gerektiği ve yapı ruhsatı alınmadan tüketicilerle ön ödemeli konut satış sözleşmesi yapılamayacağı açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenleme, tüketicinin yalnızca proje vaadiyle ödeme yapmasının ve ileride belirsiz bir inşaat sürecine mahkûm edilmesinin önüne geçmeyi amaçlamaktadır.
Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi ile Ön Ödemeli Konut Satışı Arasındaki Bağlantı
İnşaat projelerinde taraflar arasında imzalanan belgeler bazen “konut satış sözleşmesi”, bazen “gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi”, bazen “ön ödemeli konut satış sözleşmesi”, bazen de yalnızca “protokol” veya “kapora sözleşmesi” olarak adlandırılmaktadır. Ancak bir sözleşmenin hukuki niteliği, yalnızca başlığına göre değil, içeriğine ve tarafların üstlendiği edimlere göre belirlenir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, ileride taşınmaz satışının yapılmasına yönelik bir taahhüt içerir. Bu sözleşme, taraflara ileride asıl satış sözleşmesini yapma borcu yükler. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçerli olabilmesi için kural olarak noterde düzenleme şeklinde yapılması gerekir. Bu şekil şartı yalnızca ispat kolaylığı için değil, sözleşmenin geçerliliği için aranan bir şarttır. Nitekim taşınmaz satış vaadine ilişkin akademik değerlendirmelerde de taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin resmi şekle tabi olduğu, bu sözleşmelerin geçerliliği bakımından noterliklerde düzenleme şeklinin önem taşıdığı belirtilmektedir.
Ön ödemeli konut satışı ise özellikle tüketicinin konut edinme amacıyla, konutun tesliminden önce ödeme yaptığı durumları ifade eder. Bu yönüyle ön ödemeli konut satışı, taşınmaz satış vaadinden ayrılır. Taşınmaz satış vaadinin konusu genel olarak taşınmaz olabilirken, ön ödemeli konut satışında konu özellikle konut amaçlı taşınmazdır. Ayrıca ön ödemeli konut satışında tüketici hukukundan kaynaklanan ek korumalar devreye girer.
6502 sayılı Kanun’un 41. maddesi, ön ödemeli konut satışında şekil şartını ayrıca düzenlemiştir. Buna göre ön ödemeli konut satışının tapu siciline tescil edilmesi, satış vaadi sözleşmesinin ise noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur. Aynı maddede, bu şekil şartına aykırılık halinde satıcının sonradan sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremeyeceği de açıkça belirtilmiştir. Ayrıca geçerli bir sözleşme yapılmış olmadıkça satıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Bu hüküm, uygulamada kapora, peşinat ve senet alınması bakımından son derece önemlidir.
Bu nedenle inşaat projesinden daire alan kişinin imzaladığı belge hem taşınmaz satış vaadi yönünden hem de ön ödemeli konut satışı hükümleri yönünden incelenmelidir. Sözleşmenin noterde yapılıp yapılmadığı, kat irtifakı kurulup kurulmadığı, tapu siciline tescil bulunup bulunmadığı, yapı ruhsatının mevcut olup olmadığı ve alıcının tüketici sıfatıyla hareket edip etmediği, uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyebilir.
Kapora ve Cezai Şart Her Zaman Geçerli midir?
İnşaat firmalarının sözleşmelere koyduğu en yaygın hükümlerden biri, alıcının sözleşmeden vazgeçmesi halinde kaporanın iade edilmeyeceğine veya ayrıca cezai şart ödeneceğine ilişkin hükümlerdir. Ancak sözleşmeye böyle bir hüküm yazılmış olması, tek başına bu hükmün her durumda geçerli olduğu anlamına gelmez.
Öncelikle kapora, cayma parası, bağlanma parası, peşinat ve cezai şart kavramları birbirinden farklıdır. Uygulamada bu kavramlar çoğu zaman karıştırılmakta ve firmalar tarafından her ödeme “kapora yandı” şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa bir ödemenin hukuki niteliği, sözleşmede kullanılan kelimeye göre değil, ödemenin hangi amaçla yapıldığına göre belirlenir. Bağlanma parasının temel işlevi sözleşmenin kurulduğuna delil teşkil etmek iken, ceza koşulunun işlevi borçluyu ifaya zorlamak ve borcun ihlali halinde alacaklının zararını karşılamaktır. Bu nedenle sözleşme kurulurken yapılan ödemenin gerçekten kapora mı, satış bedeline mahsuben peşinat mı, cayma parası mı yoksa cezai şart niteliğinde mi olduğu somut olaya göre değerlendirilmelidir.
Cezai şart bakımından ise asıl sözleşmenin geçerliliği önemlidir. Cezai şart, çoğu durumda asıl borca bağlı fer’i nitelikte bir hükümdür. Bu nedenle taşınmaz satış vaadi sözleşmesi resmi şekle uygun yapılmamışsa ve bu nedenle geçersiz kabul ediliyorsa, bu sözleşmeye bağlı olarak kararlaştırılan cezai şartın da geçerliliği tartışmalı hale gelir. Nitekim yüklenen kararlarda da tapuda kayıtlı taşınmazların devrine ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması gerektiği, bu şartlara uyulmadan yapılan satış ve satış vaadi sözleşmelerinin geçersiz olduğu; bu tür sözleşmelerde kararlaştırılan cezai şart, faiz ve benzeri fer’i şartların da geçersiz kabul edildiği belirtilmiştir.
Bu nedenle firma, geçerliliği tartışmalı veya şekil şartına aykırı bir sözleşmeye dayanarak tüketiciden yüksek miktarda cezai şart talep edemez ya da ödediği bedeli keyfi şekilde kendisinde tutamaz. Özellikle tüketici işlemleri bakımından, tüketiciye müzakere imkânı tanınmadan matbu sözleşmelerle dayatılan ve tüketici aleyhine ciddi dengesizlik yaratan hükümler ayrıca haksız şart değerlendirmesine konu olabilir.
Tüketicinin Cayma ve Sözleşmeden Dönme Hakkı
Ön ödemeli konut satışlarında tüketiciye özel haklar tanınmıştır. 6502 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin ön ödemeli konut satış sözleşmesinden cayma hakkına sahiptir. Cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat yükü satıcıya aittir.
Bunun yanında 6502 sayılı Kanun’un 45. maddesi, tüketiciye sözleşmeden dönme hakkı tanımaktadır. Buna göre tüketici, sözleşme tarihinden itibaren yirmi dört aya kadar herhangi bir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönülmesi halinde satıcı, kanunda belirtilen vergi, harç ve benzeri yasal masraflar ile sözleşme tarihinden dönme tarihine kadar geçen süreye göre belirli oranlarda tazminat talep edebilir. Ancak bu talep sınırsız değildir. Ayrıca satıcı yükümlülüklerini hiç veya gereği gibi yerine getirmemişse, tüketiciden herhangi bir bedel talep etmesi mümkün olmayabilir.
Bu nedenle firmaların sözleşmeye koyduğu “alıcı vazgeçerse tüm ödemeler yanar”, “kapora hiçbir şekilde iade edilmez” veya “alıcı ayrıca şu kadar cezai şart öder” şeklindeki hükümler her somut olayda doğrudan geçerli kabul edilemez. Tüketicinin kanundan kaynaklanan cayma ve dönme hakları, satıcının teslim ve devir yükümlülükleri, sözleşmenin şekil şartına uygunluğu ve sözleşme hükümlerinin tüketici aleyhine haksız şart niteliğinde olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Konutun Teslim Süresi ve Satıcının Yükümlülükleri
Ön ödemeli konut satışında yalnızca tüketicinin ödeme borcu yoktur; satıcının da konutu süresinde devir veya teslim etme yükümlülüğü vardır. 6502 sayılı Kanun’un 44. maddesine göre ön ödemeli konutun sözleşmede taahhüt edilen süre içinde tüketiciye teslim edilmesi zorunludur. Bu süre her hâlükârda sözleşme tarihinden itibaren kırk sekiz ayı geçemez. Kat irtifakının tüketici adına tapu siciline tescil edilmesiyle birlikte zilyetliğin devri halinde de devir ve teslim yapılmış sayılır.
Bu düzenleme, inşaat firmasının yalnızca ödeme talep eden taraf olmadığını, aynı zamanda projeyi zamanında ve sözleşmeye uygun şekilde tamamlama borcu altında bulunduğunu göstermektedir. Dolayısıyla satıcı, konutu süresinde teslim etmemiş veya yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmemişse, tüketiciden kapora, cezai şart veya benzeri adlar altında bedel talep etmesi ayrıca tartışmalı hale gelir.
İnşaat Firmasına Verilen Senetler Bakımından Nelere Dikkat Edilmelidir?
İnşaat projelerinden daire satın alınırken karşılaşılan bir diğer önemli sorun da senetlerdir. Firmalar, taksitli ödeme planını güvence altına almak, kalan satış bedelini tahsil etmek veya alıcının sözleşmeden dönmesini zorlaştırmak amacıyla senet alabilmektedir. Ancak senet, uygulamada sözleşmeden bağımsız şekilde icra takibine konu edilebilen güçlü bir belgedir. Bu nedenle alıcının hangi amaçla senet verdiği açıkça belirlenmelidir.
Bu noktada 6502 sayılı Kanun’un 41. maddesi özellikle önemlidir. Kanuna göre geçerli bir sözleşme yapılmış olmadıkça satıcı, tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Bu hüküm, geçerli şekilde kurulmamış ön ödemeli konut satışı ilişkilerinde tüketiciden kapora, peşinat veya senet alınması bakımından önemli bir koruma sağlamaktadır.
Senetlerin satış bedeline ilişkin ödeme aracı mı, teminat senedi mi, yoksa cezai şartı güvence altına alan bir belge mi olduğu önemlidir. Eğer senetler teminat amacıyla verilmişse, bu hususun senet metninde ve ayrıca düzenlenen sözleşmede açıkça gösterilmesi gerekir. Aksi halde alıcı, sözleşmenin geçersizliğini veya firmanın edimini yerine getirmediğini ileri sürse bile, senetler nedeniyle ayrı bir icra takibiyle karşılaşabilir.
Özellikle resmi şekle uygun yapılmamış taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinde, sözleşmenin geçersizliği nedeniyle tarafların verdiklerini geri istemesi gündeme gelebilir. Buna rağmen firma, sözleşmeye bağlı senetleri takibe koyarak tüketiciyi ödeme baskısı altında bırakabilir. Bu nedenle inşaat firmasına verilen senetlerin hukuki niteliği, sözleşme ile bağlantısı ve hangi borcu teminat altına aldığı uyuşmazlık çıkmadan önce mutlaka açık hale getirilmelidir.
Sonuç olarak inşaat projesinden daire satın alan kişi, yalnızca dairenin fiyatına, projenin konumuna veya teslim tarihine bakarak hareket etmemelidir. Bu süreçte imzalanan sözleşmenin hukuki niteliği, resmi şekil şartına uygunluğu, yapı ruhsatının bulunup bulunmadığı, kat irtifakı veya tapu durumunun ne olduğu, kapora ve cezai şart hükümlerinin geçerliliği ile verilen senetlerin hangi amaçla düzenlendiği birlikte incelenmelidir.
Özellikle satış ofislerinde imzalanan adi yazılı sözleşmeler, kaporanın iade edilmeyeceğine ilişkin matbu hükümler, tüketici aleyhine ağır cezai şartlar ve teminat amacı belirsiz senetler ileride ciddi uyuşmazlıklara neden olabilir. Firma tarafından sözleşmeye konulan her hüküm kendiliğinden geçerli değildir. Aynı şekilde, tüketicinin ödediği kaporanın veya peşinatın hiçbir koşulda iade edilmeyeceği yönündeki beyanlar da her durumda hukuken sonuç doğurmaz.
Bu nedenle inşaat projesinden taşınmaz satın almadan önce sözleşmenin hukuki denetimden geçirilmesi, ödeme yapılmadan ve senet verilmeden önce risklerin belirlenmesi büyük önem taşır. Uyuşmazlık ortaya çıktıktan sonra hak aramak mümkün olmakla birlikte, taşınmaz satışlarında en güvenli yol, sözleşme imzalanmadan önce hukuki destek alınmasıdır. Çünkü şekle aykırı bir sözleşme, belirsiz bir kapora hükmü veya amacı açıkça yazılmamış bir senet, alıcı bakımından ciddi maddi kayıplara ve uzun süren hukuki süreçlere yol açabilir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 15.05.2019, E. 2016/17972, K. 2019/6191
''Tapuda kayıtlı taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin sözleşmelerin geçerliliği resmi biçimde düzenlenmiş olmasına bağlanmıştır. ... Bu şartlara uyulmadan yapılan satış vaadi sözleşmeleri geçersizdir. ... Cezai şart, asıl borca ilişkin fer'i bir hak olup, geçersiz sözleşmelerde yer alan cezai şartlar da geçersizdir."
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 12.10.2015, E. 2014/19632, K. 2015/15491
"Harici satış sözleşmesine göre ödenen bedelin, ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle, denkleştirici adalet ilkesi gereğince enflasyon, ÜFE artış oranları, altın ve döviz fiyatlarındaki artış oranları ... ulaştığı alım gücünün tespit edilmesi ... gerekir."
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, 25.01.2011, E. 2010/5674, K. 2011/606
"Tapuda kayıtlı taşınmazların tapu dışı satışı geçersiz olup, geçersiz satışlarda herkes aldığını iade ile yükümlüdür. Öte yandan geçersiz sözleşmelerde yer alan cezai şart hükümleri de geçersizdir."
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 09.01.2023, E. 2022/5248, K. 2023/50
"Yüklenicinin arsa sahibi olduğu 'yapsatçı' sıfatıyla hareket ettiği inşaatlardan bağımsız bölüm satın alınması halinde ... yazılı olması yeterlidir. ... Davalı satıcının sözleşmedeki şekil eksikliğini ileri sürerek mülkiyetin tapuda devrine yanaşmaması TMK'nın 2. maddesi gözetildiğinde hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir."
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 29.03.2023, E. 2022/7943, K. 2023/858
"Tapulu taşınmazların satışına ilişkin sözleşmeler ... resmi şekilde düzenlemek zorunda olup şekil şartına uyulmayan sözleşmeler hukuken geçersizdir. Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz."
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN’a aittir. İçerikler, hak sahipliğinin geçerliliği için elektronik imzalı zaman damgası ile kaydedilmiştir. Sitemizdeki yazıların, izinsiz olarak başka platformlarda kopyalanması veya özetlenerek yayınlanması halinde yasal ve cezai işlemler uygulanacaktır.
