Limited Şirket Yetkilisinin Şirket Kaynaklarıyla Şahsi Mal Edinmesinin Hukuki ve Cezai Boyutları
- Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN

- 22 Nis
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 1 May

Limited şirketlerde, şirketin tüzel kişiliği ile ortakların veya müdürlerin şahsi malvarlıkları arasındaki ayrım (malvarlığının bağımsızlığı ilkesi), ticaret hukukunun temel taşlarından biridir. Bir şirket yetkilisinin, şirket kasasındaki nakit parayı, banka hesaplarındaki meblağları veya şirketin ticari kazancını kullanarak kendi adına mal (gayrimenkul, araç, hisse senedi vb.) edinmesi, bu temel ilkenin ağır bir ihlalidir. Bu durum, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında çok katmanlı sorumluluklar doğurur.
Hukuki Temel: Özen ve Bağlılık Yükümlülüğü
Limited şirket müdürleri ve yönetimle görevli kişiler, TTK m. 626 uyarınca görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlüdürler. Şirket parasıyla şahsi mal edinilmesi, "sadakat borcunun" ve TTK m. 613'te düzenlenen "bağlılık yükümlülüğünün" doğrudan ihlalidir.
Bu eylem, doktrin ve uygulamada "kendine özel menfaat sağlayan ve şirketin amacına zarar veren işlem" olarak kabul edilir. Şirket yetkilisi, şirket kaynaklarını kendi menfaati için kullandığında, şirketin sermayesini ve likiditesini tehlikeye atmış olur.
Şirkete Borçlanma Yasağı ve Hukuki Sorumluluk
Şirket yetkililerinin veya ortaklarının şirketten para çekerek mal almaları, sıklıkla TTK m. 358'de düzenlenen "Pay Sahiplerinin Şirkete Borçlanma Yasağı"na takılmaktadır. Bu maddeye göre, pay sahiplerinin şirkete borçlanabilmesi için;
Sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ödemiş olmaları,
Şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârının, geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olması gerekir.
Bu şartlar oluşmadan yapılan para çekişleri kanuna aykırıdır ve işlemin butlanına (geçersizliğine) yol açabilir. Ayrıca, bu yükümlülükleri kusurlarıyla ihlal eden yöneticiler, TTK m. 553 uyarınca hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar .
İspat Yükü: "Ters Çevrilmiş Kusur" İlkesi
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanır. Yani, şirket hesaplarından şahsi hesaba transfer yapıldığı veya şirket parasıyla şahsi harcama yapıldığı tespit edildiğinde, yöneticinin bu harcamaların "şirket yararına" olduğunu ispatlaması gerekir.
Örneğin, yöneticinin şahsi kredi kartı borçlarının şirket parasıyla ödenmesi durumunda, yönetici bu harcamaların aslında şirket işleri için yapıldığını (fatura, makbuz vb. ile) kanıtlayamazsa, bu tutarı şirkete iade etmekle yükümlüdür. Aksi halde, yöneticinin kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir.
Yargı Kararlarında Zararın Tespiti ve Tazmini
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin 2022/255 Esas , 2025/1592 Karar ve 06.11.2026 tarihli kararında, şirket müdürünün şirket kaynaklarını şahsi menfaatine kullanması nedeniyle hükmedilen tazminat kalemleri konunun ciddiyetini göstermektedir:
Şahsi Gayrimenkul Alımı: Müdürün şirket parasıyla aldığı taşınmazın bedeli ve bu bedelin "adat faizi" (şirketin mahrum kaldığı faiz geliri) hesaplanarak müdürden tahsil edilmiştir.
Düşük Bedelli Satış: Şirkete ait bir taşınmazın rayiç değerinin altında satılması durumunda, aradaki fark "şirket zararı" olarak yöneticiye yükletilmiştir.
Kira Tazminatı: Müdürün kendi şahsi şirketine, asıl şirketin merkezini ücretsiz kullandırması nedeniyle, mahrum kalınan kira bedelleri zarar olarak hesaplanmıştır.
Cezai Sorumluluk: Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
Şirket yetkilisinin, idaresi altındaki şirket malları veya parası üzerinde "malikmiş gibi" tasarrufta bulunması, TCK m. 155/2 uyarınca "Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma" suçunu oluşturur .
Bu suçun cezası 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır.
Yargıtay, şirket yetkilisinin şirkete ait bir aracı veya gayrimenkulü satıp bedelini şirket hesabına aktarmayarak uhdesinde tutmasını bu suçun tipik örneği olarak kabul eder .
Ayrıca, borçlanma yasağının ihlali durumunda TTK m. 562/5-b uyarınca 300 günden az olmamak üzere adli para cezası öngörülmüştür .
Ortaklık Statüsüne Etkileri: Haklı Sebeple Çıkarma
Şirket kaynaklarını şahsi mal edinimi için kullanan bir ortak/müdür, ortaklar arasındaki güven ilişkisini temelinden sarsmış kabul edilir. Bu durum, TTK m. 640 kapsamında "haklı sebeple şirketten çıkarma" davasına konu olabilir . İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi , şirket zararına işlem yapan ve haksız menfaat sağlayan ortağın şirketten çıkarılmasını hukuka uygun bulmuştur.
Sonuç olarak; limited şirket yetkilisinin şirket parasıyla şahsi mal alması; hukuki olarak ağır bir tazminat sorumluluğu , usuli olarak ispat yükünün yöneticiye geçmesi, cezai olarak uzun süreli hapis cezası riski ve şirketler hukuku açısından ortaklıktan çıkarılma veya yönetim yetkisinin kaybı gibi çok ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2014/ 9926 E. , 2015 / 6560 K. , 07.05.2015 T.
"...şirket yöneticileri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yöneticiler aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. Diğer bir deyişle, limited şirket müdürleri, kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde neden oldukları şirket zararından sorumlu olacaklardır. [...] Davalı şirket müdürünün, şahsi hesabına aktarılan ve yine şahsi kredi kartı borcunun ödenmesinde kullanılan şirket parasını, şirket yararına sarf ettiğini ispat edemediği takdirde şirkete karşı sorumlu olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekir..."
İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi 2022/555 E. , 2025/1592 K., 06.11.2025 T.
"...davalının yönetiminde özen ve bağlılık yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği, davalının anılan şirketi zarara uğrattığı, bu nedenle tespit edilen 432.844,38 TL zarar tutarının davalıdan tahsili ile [şirkete] verilmesine [karar verilmiştir]. [...] Şirketin aktifinde kayıtlı gayrimenkulün rayiç değerinin altında satılması nedeniyle 220.000 TL, davalının diğer şirketinin [asıl şirketin] merkezini kullanması nedeniyle ödenmeyen kira bedeli olarak 140.208 TL ve şahsi gayrimenkul alımı için şirketçe ödenen bedelin faizi olarak 51.924,66 TL zarar hesaplanmıştır."
İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesi 2020/213 E. , 2022/530 K. , 06.04.2022 T.
"...bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacı tarafından şirket kredi kartı ile yapılan harcamaların davalı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, iş bu harcamalar dolayısıyla davalı şirket vergilendirmede avantaj sağlamış ve gider olarak gösterildiği, harcamaların hepsinin muhtelif (sigorta, gıda, sağlık, konaklama vb.) rutin harcamalar olduğu [...] harcamaların ortaklığın mevcut olduğu döneme ait olup, şahsi harcama olmadığı kanaati oluşmuştur."
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN’a aittir. İçerikler, hak sahipliğinin geçerliliği için elektronik imzalı zaman damgası ile kaydedilmiştir. Sitemizdeki yazıların, izinsiz olarak başka platformlarda kopyalanması veya özetlenerek yayınlanması halinde yasal ve cezai işlemler uygulanacaktır.
