Evlilik Sözleşmesi Nedir? Türk Hukukunda Geçerliliği, Kapsamı ve Sınırları
- Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN

- 30 Haz
- 11 dakikada okunur

Halk arasında “evlilik sözleşmesi” olarak adlandırılan hukuki işlem, Türk hukukunda esas olarak mal rejimi sözleşmesine karşılık gelmektedir. Bu sözleşme, eşlerin evlilik süresince sahip oldukları veya ileride edinecekleri malvarlığı değerlerinin hangi mal rejimine tabi olacağını belirlemelerine imkân verir.
Ancak evlilik sözleşmesi, eşlerin evlilik ve boşanmanın bütün sonuçlarını diledikleri şekilde düzenleyebilecekleri sınırsız bir sözleşme değildir. Eşler mal rejimlerini seçebilir, kanunun açıkça izin verdiği konularda bazı değişiklikler yapabilir ve mal rejiminin tasfiyesine ilişkin belirli esaslar kararlaştırabilir. Buna karşılık velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, boşanma tazminatı ve mirasçılık gibi konuların her biri kendi hukuki rejimine tabidir.
Bu nedenle geçerli ve işlevsel bir evlilik sözleşmesi hazırlanırken yalnızca tarafların iradesi değil, Türk Medeni Kanunu’nun çizdiği sınırlar ve düzenlenen her işlemin kendine özgü şekil şartları da dikkate alınmalıdır.
Türk Hukukunda Mal Rejimleri
Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmemişse edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejim, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren yasal mal rejimidir.
Kanunda ayrıca üç seçimlik mal rejimi düzenlenmiştir:
Mal ayrılığı,
Paylaşmalı mal ayrılığı,
Mal ortaklığı.
Eşler, kanunda düzenlenen bu rejimlerden birini seçebilir. Bununla birlikte tamamen yeni bir mal rejimi meydana getiremez veya farklı rejimlerden seçtikleri hükümleri birleştirerek kendilerine özgü karma bir sistem oluşturamazlar. Sözleşme özgürlüğü, kanunda öngörülen rejimlerden birini seçmek ve seçilen rejimin içeriğini yalnızca kanunun izin verdiği ölçüde değiştirmekle sınırlıdır.
Edinilmiş mallara katılma rejimi
Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin malvarlıkları, edinilmiş mallar ve kişisel mallar olarak ayrılır. Mal rejimi sona erdiğinde kişisel mallar kural olarak tasfiye dışında kalırken, eşlerin edinilmiş malları üzerinden artık değer hesaplanır.
Her eş, diğer eşe ait artık değerin kural olarak yarısı üzerinde katılma alacağına sahip olur. Bu hak, belirli bir malın yarısının mülkiyetini kendiliğinden kazanmak anlamına gelmez. Katılma alacağı, esas itibarıyla para alacağı niteliğindedir.
Mal ayrılığı rejimi
Mal ayrılığı rejiminde her eş kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisini korur. Her eş kural olarak kendi borçlarından kendi malvarlığıyla sorumludur.
Bununla birlikte mal ayrılığı rejiminin seçilmesi, eşlerin birbirlerinden hiçbir koşulda alacak talep edemeyecekleri anlamına gelmez. Eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine veya iyileştirilmesine yaptığı katkı, genel hükümler çerçevesinde ayrıca değerlendirmeye konu olabilir.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi
Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde eşler, rejim devam ederken kendi malvarlıkları üzerinde geniş ölçüde bağımsızdır. Ancak evlilik süresince edinilen ve ailenin ortak kullanımına özgülenen mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar, rejim sona erdiğinde paylaşmaya tabi olabilir.
Mal ortaklığı rejimi
Mal ortaklığı rejiminde eşlerin kişisel malları dışında kalan malvarlığı değerlerinin tamamı veya sözleşmede belirlenen bir kısmı ortaklık malı hâline gelir.
Eşler, mal ortaklığını yalnızca edinilmiş mallarla sınırlandırabilir veya belirli malvarlığı değerlerini ortaklık dışında bırakabilir. Ancak bu değişikliklerin kanunun izin verdiği çerçevede ve geçerli bir mal rejimi sözleşmesiyle yapılması gerekir.
Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılabilir?
Mal rejimi sözleşmesi hem evlenmeden önce hem de evlilik devam ederken yapılabilir. Evlenmeden önce yapılan sözleşme, evliliğin gerçekleşmesiyle hüküm doğurur. Taraflar evlenmezse seçilen mal rejimi de uygulanmaz. Evlilik devam ederken ise eşler mevcut rejimlerini değiştirebilir veya kanunun izin verdiği ölçüde seçtikleri rejimin içeriğinde değişiklik yapabilir.
Evlendirme memurluğuna yapılan başvuru sırasında tarafların yazılı bildirimde bulunarak seçimlik mal rejimlerinden birini seçmeleri de mümkündür. Ancak bu yolla yalnızca bir mal rejimi seçilebilir. Katılma oranı, kişisel malların gelirleri, şirket ve işletme değerleri gibi özel düzenlemeler yapılmak isteniyorsa noterlikte ayrıntılı bir mal rejimi sözleşmesi hazırlanmalıdır.
Evlilik Sözleşmesinin Şekli
Mal rejimi sözleşmesi, noter tarafından düzenleme veya onaylama şeklinde yapılmalıdır. Düzenleme şeklinde sözleşmede tarafların iradeleri noter tarafından alınır ve sözleşme noterlikte hazırlanır. Onaylama şeklinde ise tarafların önceden hazırladığı metindeki imzalar noter huzurunda onaylanır.
Eşlerin kendi aralarında hazırlayıp imzaladıkları adi yazılı bir belge, kural olarak mal rejimi sözleşmesi için aranan resmî şekli karşılamaz. Evlendirme memurluğuna yapılan yazılı bildirim ise yalnızca kanunda düzenlenen mal rejimlerinden birinin seçilmesi bakımından sonuç doğurur.
Sözleşmenin şekle uygun olması tek başına yeterli değildir. Tarafların ayırt etme gücüne sahip bulunması, iradelerinin hata, aldatma veya korkutma sonucunda sakatlanmamış olması ve sözleşme içeriğinin emredici hükümlere, kamu düzenine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı olmaması gerekir.
Ayırt etme gücüne sahip küçük veya kısıtlıların sözleşme yapabilmesi için yasal temsilcilerinin de işleme katılması gerekir. Ayırt etme gücü bulunmayan bir kişinin ise yasal temsilcisi aracılığıyla dahi geçerli bir mal rejimi sözleşmesi yapması mümkün değildir.
Sonradan Yapılan Sözleşme Geçmişe Etkili Olur mu?
Evlilik devam ederken seçilen yeni mal rejimi kural olarak sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren sonuç doğurur. Örneğin edinilmiş mallara katılma rejimine tabi eşlerin daha sonra mal ayrılığı rejimine geçmeleri hâlinde, yeni rejim geçmiş dönem bakımından kendiliğinden uygulanmaz. Önceki rejimin yürürlükte bulunduğu dönemde edinilen mallar, o dönemde geçerli olan rejimin kurallarına göre değerlendirilir.
Yargıtay da evlilik devam ederken sonradan yapılan seçimlik mal rejimi sözleşmelerinin geçmişe değil, ileriye etkili olacağını kabul etmektedir. Bununla birlikte eşlerin önceki mal rejiminin sona ermesi nedeniyle doğmuş ve belirlenebilir hâle gelmiş alacakları hakkında ayrıca tasfiye, sulh veya ibra sözleşmesi yapmaları mümkündür. Yeni mal rejiminin geçmişe yürütülmesi ile önceki döneme ilişkin doğmuş mal rejimi alacaklarının tasfiye edilmesi birbirinden farklı işlemlerdir.
Evlilik Sözleşmesinde Neler Düzenlenebilir?
Mal rejimi sözleşmesinin temel konusu, eşler arasında uygulanacak mal rejiminin seçilmesidir. Bunun yanında kanun, özellikle edinilmiş mallara katılma rejiminde bazı konuların sözleşmeyle farklı şekilde düzenlenmesine izin vermektedir.
Meslek ve işletme faaliyetlerinden doğan değerler
Eşler, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti nedeniyle edinilmiş mal sayılması gereken bazı malvarlığı değerlerinin kişisel mal kabul edileceğini kararlaştırabilir. Bu düzenleme özellikle ticari işletme sahipleri, şirket ortakları, serbest meslek mensupları ve aile şirketlerinde pay sahibi olan eşler bakımından önem taşır. Ancak sözleşmede hangi şirketin, hangi işletmenin veya hangi malvarlığı değerlerinin düzenleme kapsamında olduğu açıkça gösterilmelidir.
Bir eşin şirket ortağı olması, şirketle ilgili bütün değerlerin kendiliğinden kişisel mal sayılacağı anlamına gelmez. Şirket hisseleri, sermaye artışları, dağıtılan kâr payları, işletmeye bırakılan kazançlar ve eşin çalışması karşılığında elde ettiği gelirler ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Kanunun tanıdığı istisna sınırlıdır. Eşler, bütün edinilmiş malları yalnızca sözleşmeye bir hüküm koyarak kişisel mal hâline getiremezler.
Kişisel malların gelirleri
Kişisel malların gelirleri, edinilmiş mallara katılma rejiminde kural olarak edinilmiş mal sayılır. Örneğin eşlerden birine evlenmeden önce ait olan bir taşınmaz kişisel mal niteliğinde olsa bile bu taşınmazdan evlilik sırasında elde edilen kira gelirleri kural olarak edinilmiş maldır. Aynı şekilde miras yoluyla kazanılan bir mal kişisel mal sayılırken bu malın evlilik süresince sağladığı gelirler edinilmiş mallara dâhil olabilir.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel mallardan elde edilen gelirlerin de kişisel mal sayılacağını kararlaştırabilir. Bu düzenleme bütün kişisel mal gelirlerini kapsayabileceği gibi belirli bir taşınmaz, şirket payı veya yatırım geliriyle de sınırlandırılabilir.
Artık değere katılma oranı
Mal rejimi sona erdiğinde her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarılır. Kalan net tutar artık değer olarak adlandırılır. Diğer eş, kural olarak bu değerin yarısı oranında katılma alacağına hak kazanır. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle farklı bir katılma esası kabul edebilir. Farklı katılma oranının boşanma, evliliğin iptali, ayrılık veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hâllerinde de uygulanması isteniyorsa bu durum sözleşmede açıkça belirtilmelidir. Aksi hâlde kanunda öngörülen yasal paylaşım esasları uygulanabilir.
Katılma oranında değişiklik yapılırken eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı payları da gözetilmelidir. Türk Medeni Kanunu, eşlere farklı paylaşım esası belirleme imkânı tanımakla birlikte bu serbestliği sınırsız bırakmamıştır.
Değer artış payı
Eşlerden biri, diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına karşılıksız olarak katkıda bulunmuşsa şartları oluştuğunda değer artış payı alacağı talep edebilir.
Tarafların belirli bir katkının nasıl hesaplanacağını, geri ödemenin hangi şartlarda yapılacağını veya belirli bir değer artış payı alacağından vazgeçildiğini yazılı olarak kararlaştırmaları mümkündür.
Ancak gelecekte yapılabilecek bütün katkıları ve henüz doğmamış bütün alacakları kapsayan genel ifadeler uyuşmazlık yaratabilir. Sözleşmede katkının yapıldığı veya yapılacağı malın, katkı türünün ve düzenlemenin kapsamının açıkça belirtilmesi gerekir.
Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin esaslar
Eşler, mal rejimi sona erdiğinde karşılıklı alacakların nasıl ödeneceğini, takas edilip edilmeyeceğini veya belirli bir malın alacağa mahsuben devredileceğini kararlaştırabilir.
Bununla birlikte bir taşınmazın mülkiyetinin geçirilmesi, şirket payının devri veya başka bir tasarruf işlemi yalnızca mal rejimi sözleşmesine yazılmakla tamamlanmaz. Her işlemin kendi şekil ve tescil şartlarının da yerine getirilmesi gerekir.
Katılma Alacağından Önceden Feragat Edilebilir mi?
Eşlerin artık değere katılmada kanundaki yarı paylaşım esasından farklı bir oran belirleyebilmeleri mümkündür. Ancak gelecekte doğabilecek bütün mal rejimi alacaklarından hiçbir ayrım yapılmaksızın feragat edildiğine ilişkin genel hükümler dikkatle değerlendirilmelidir. Katılma oranının farklı belirlenmesi ile henüz doğmamış bütün katılma, değer artış payı ve katkı alacaklarından topluca vazgeçilmesi aynı hukuki işlem değildir.
Öğretide, artık değere katılma oranının sözleşmeyle sıfıra kadar indirilebileceğini kabul eden görüşler bulunduğu gibi, karşılıklı katılma hakkının tamamen ortadan kaldırılmasının edinilmiş mallara katılma rejimini fiilen mal ayrılığı rejimine dönüştüreceğini savunan görüşler de bulunmaktadır. Bu nedenle sözleşmede yalnızca “Taraflar birbirlerinden hiçbir mal talebinde bulunmayacaktır” şeklinde genel bir cümle kurulması yerine şu hususlar açıkça gösterilmelidir:
Katılma oranının ne olduğu, düzenlemenin hangi malvarlığı değerlerini kapsadığı, hangi sona erme sebeplerinde uygulanacağı ve değer artış payı gibi diğer alacakların düzenleme dışında kalıp kalmadığı tereddütsüz biçimde belirtilmelidir. Mal rejimi sona erdikten ve alacaklar belirlenebilir hâle geldikten sonra yapılan tasfiye veya sulh sözleşmeleri ise henüz doğmamış haklara ilişkin genel feragatlerden farklı değerlendirilir.
Evlilik Sözleşmesiyle Nafaka ve Tazminattan Feragat Edilebilir mi?
Mal rejimi sözleşmesiyle düzenlenebilecek konular ile boşanmanın mali sonuçları birbirinden ayrılmalıdır. Tarafların evlenmeden önce veya evlilik devam ederken, ileride boşanmaları hâlinde hiçbir şekilde nafaka ya da maddi ve manevi tazminat talep etmeyeceklerini kararlaştırmaları, bu hükmün her durumda kesin ve bağlayıcı olacağı anlamına gelmez.
Nafaka ve boşanma tazminatı talepleri, boşanma tarihindeki koşullara, tarafların ekonomik durumlarına, kusurlarına ve kanunda aranan diğer şartlara göre değerlendirilir. Anlaşmalı boşanmada taraflar bu konularda anlaşabilse de düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması gerekir. Bu nedenle nafaka ve tazminata ilişkin hükümler, mal rejimi sözleşmesinin olağan içeriği içinde değerlendirilmemeli; boşanma gerçekleştiğinde doğmuş haklar ve hâkim denetimi çerçevesinde ayrıca ele alınmalıdır.
Çocukların Velayeti Önceden Belirlenebilir mi?
Evlilik sözleşmesine, boşanma hâlinde çocukların velayetinin hangi eşte kalacağına ilişkin bir hüküm konulması mahkemeyi bağlamaz.
Velayet, eşlerin üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği bir malvarlığı hakkı değildir. Mahkeme karar verirken çocuğun boşanma tarihindeki durumunu, ihtiyaçlarını ve üstün yararını dikkate alır.
Tarafların önceden yaptıkları düzenleme, boşanma sırasında ortak iradelerini göstermesi bakımından değerlendirilebilir. Ancak çocuğun üstün yararına aykırı görülmesi hâlinde hâkim bu düzenlemeyle bağlı değildir. Aynı esas, çocukla kişisel ilişki ve iştirak nafakası bakımından da geçerlidir.
Evlilik Sözleşmesi Miras Hakkını Ortadan Kaldırır mı?
Mal rejiminin tasfiyesi ile mirasın paylaşılması birbirinden farklı işlemlerdir. Evlilik eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğinde önce eşler arasındaki mal rejimi tasfiye edilir. Sağ kalan eşin katılma alacağı, değer artış payı veya başka bir tasfiye alacağı varsa bunlar terekenin paylaşılmasından önce değerlendirilir.
Mal rejimi tasfiye edildikten sonra kalan tereke miras hükümlerine göre paylaşılır. Bu nedenle mal ayrılığı rejiminin seçilmiş olması veya bir mal rejimi sözleşmesi yapılması, sağ kalan eşin yasal mirasçılık sıfatını kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
Eşin miras hakkından vazgeçmesi için ayrıca kanunun öngördüğü şekle uygun bir mirastan feragat sözleşmesi yapılmalıdır. Mal rejimi sözleşmesindeki genel bir “mallardan vazgeçme” hükmü, tek başına miras hakkından feragat sonucunu doğurmaz. Bunun tersi de geçerlidir. Mirastan feragat eden eş, mal rejiminden kaynaklanan katılma veya değer artış payı alacaklarından ayrıca vazgeçmemişse bu alacaklarını talep edebilir.
Ölüm Hâlinde Mal Rejimi Sözleşmesinin Saklı Paylara Etkisi
Eşlerin artık değere katılma oranını sağ kalan eş lehine değiştirmesi, ölüm hâlinde terekeye girecek malvarlığının azalmasına neden olabilir. Türk Medeni Kanunu, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoyunun saklı paylarını özellikle korumaktadır. Bu kişilerin saklı paylarını ihlal eden farklı paylaşım esasları, tenkis talebine konu olabilir.
Ortak çocuklar ve diğer saklı paylı mirasçılar bakımından düzenlemenin kapsamı ise öğretide tartışmalıdır. Kanunun açık lafzı ortak olmayan çocuklar ve onların altsoyuna koruma sağlarken, korumanın bütün saklı paylı mirasçılara genişletilmesi gerektiğini savunan görüşler de bulunmaktadır.
Bu nedenle özellikle önceki evlilikten çocukların bulunduğu ailelerde mal rejimi sözleşmesi, miras planlamasından bağımsız hazırlanmamalıdır. Mal rejimi sözleşmesiyle sağ kalan eş lehine getirilen hükümler, ölüm hâlindeki tereke ve saklı pay hesaplarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
Boşanma Protokolünde “Mal Talebim Yoktur” İfadesi Yeterli midir?
Mal rejiminin tasfiyesi, boşanmanın fer’î sonucu değildir. Tarafların anlaşmalı boşanabilmeleri için mal rejimini aynı protokolde tasfiye etmeleri zorunlu değildir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma protokolünde yalnızca “Tarafların birbirlerinden başkaca maddi ve manevi talepleri yoktur” veya “Tarafların mal talebi bulunmamaktadır” şeklinde genel ifadeler bulunması, her durumda mal rejiminden kaynaklanan bütün alacakların sona erdiğini göstermez.
Feragat iradesinin açık ve tereddütsüz olması gerekir. Katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı ve artık değere katılma alacağı birbirinden farklı hukuki taleplerdir. Yalnızca katkı payından vazgeçildiğinin belirtilmesi, katılma alacağından da vazgeçildiği anlamına gelmeyebilir.
Yargıtay kararlarında protokolün içeriği yanında tarafların duruşmadaki beyanları, protokolün hâkim tarafından onaylanıp onaylanmadığı ve hükümde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir düzenleme bulunup bulunmadığı da dikkate alınmaktadır. Mal rejimi boşanma protokolüyle tasfiye edilecekse hangi malların paylaşıldığı, hangi eşe ne verileceği ve tarafların hangi alacaklardan vazgeçtiği açıkça yazılmalıdır.
Sözleşmenin İptali ve Geçersizliği
Evlilik sözleşmesinin noterlikte yapılmış olması, sözleşmenin hiçbir şekilde geçersiz kılınamayacağı anlamına gelmez. Taraflardan birinin sözleşme kurulurken aldatılması, korkutulması veya esaslı hataya düşürülmesi hâlinde irade bozukluğu hükümleri gündeme gelebilir. Özellikle şirket hisseleri, taşınmazlar, banka hesapları ve diğer önemli malvarlığı değerlerinin gizlenmesi, sözleşmenin geçerliliğini etkileyebilir.
Yargıtay bir kararında, eşlerden birinin şirket hisselerinin gerçek durumunu gizleyerek diğer eşi sözleşme yapmaya yöneltmesini aldatma kapsamında değerlendirmiştir.
Buna karşılık yalnızca sözleşmenin sonuçlarının sonradan ağır bulunması, boşanmanın beklenenden erken gerçekleşmesi veya eşin evliliğin devam edeceğine güvenmiş olması tek başına sözleşmeyi geçersiz kılmaz. İrade bozukluğu iddiasında bulunan tarafın iddiasını somut delillerle ispatlaması gerekir. Sözleşme ayrıca emredici hükümlere, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına veya üçüncü kişilerin korunmasına ilişkin kurallara aykırıysa kısmen ya da tamamen hükümsüz olabilir.
Evlilik Sözleşmesi Alacaklılara Karşı Kullanılabilir mi?
Mal rejimi sözleşmesi, eşlerin alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanabilecekleri bir araç değildir. Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya tasfiyesi, eşlerden birinin ya da mal ortaklığının alacaklılarının haklarını ortadan kaldıramaz. Alacaklıların başvurabileceği malvarlığı değerlerinin sırf mal rejimi değiştirilerek sorumluluk dışına çıkarılması mümkün değildir.
Eşlerden birinin diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla yaptığı devirler de tasfiye sırasında dikkate alınabilir. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan yapılan olağan dışı karşılıksız kazandırmalar ile süreye bağlı olmaksızın katılma alacağını azaltma amacı taşıyan devirler, edinilmiş mallara değer olarak eklenebilir.
Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, şartları bulunduğunda lehine kazandırma yapılan üçüncü kişiye eksik kalan miktarla sınırlı olarak başvurulabilir. Dolayısıyla bir eşin bütün mallarını diğer eşe geçirerek hacizden veya alacaklılardan korumasını amaçlayan düzenlemeler güvenli ve kesin bir koruma sağlamaz.
Yabancı Ülkede Yapılan Evlilik Sözleşmeleri
Yabancılık unsuru taşıyan evliliklerde mal rejimine uygulanacak hukuk, Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine göre belirlenir. Eşler, evlenme anındaki mutad mesken veya millî hukuklarından birini açıkça seçebilir. Hukuk seçimi yapılmamışsa eşlerin evlenme anındaki müşterek millî hukuku; bunun bulunmaması hâlinde kanunda belirlenen diğer bağlama kuralları uygulanır. Taşınmazların tasfiyesinde taşınmazın bulunduğu ülke hukuku ayrıca önem taşır.
Yabancı bir ülkede noter huzurunda yapılan mal rejimi sözleşmesi sırf yurt dışında düzenlendiği için Türkiye’de geçersiz sayılmaz. Sözleşmenin şekli, tarafların hukuk seçimi, sözleşmenin içeriği, gerekli tasdik işlemleri ve Türk kamu düzenine uygunluğu birlikte incelenir.
Yargıtay bir kararında, Almanya’da noter huzurunda yapılan ve Alman hukukunun uygulanmasını öngören mal ayrılığı sözleşmesini; tarafların iradelerinin açık olması ve sözleşmenin Türk kamu düzenine aykırı bulunmaması nedeniyle geçerli kabul etmiştir.
Evlilik Sözleşmesi Hazırlanırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Evlilik sözleşmesi hazırlanırken öncelikle tarafların gerçek amacı belirlenmelidir. Şirketin veya ticari işletmenin devamlılığının korunması, kişisel malların gelirlerinin ayrılması, önceki evlilikten çocukların haklarının gözetilmesi ya da eşlerin ekonomik bağımsızlığının güvence altına alınması birbirinden farklı düzenlemeler gerektirir.
Tarafların mevcut malvarlığı da açık biçimde ortaya konulmalıdır. Taşınmazlar, şirket hisseleri, ticari işletmeler, banka hesapları, yatırımlar, krediler ve üçüncü kişilere olan borçlar belirlenmeden hazırlanan genel hükümler ileride ciddi uyuşmazlıklara neden olabilir. Mal rejimi sözleşmesi, mirastan feragat sözleşmesi, taşınmaz devri ve boşanma protokolü birbirinden farklı hukuki işlemlerdir. Tek bir belgeye “evlilik sözleşmesi” başlığı verilmesi, içindeki bütün hükümlerin geçerli olmasını sağlamaz.
Özellikle feragat hükümlerinde hangi haktan vazgeçildiği açıkça belirtilmelidir. “Her türlü mal hakkımdan vazgeçiyorum” gibi genel ifadeler yerine katılma alacağı, değer artış payı, katkı payı veya belirli bir malvarlığı değeri ayrı ayrı gösterilmelidir.
Sözleşme yalnızca boşanma ihtimali düşünülerek değil; eşlerden birinin ölümü, şirketin satılması, sermaye artışı, yeni mal edinilmesi, borçlanma ve üçüncü kişilere devir ihtimalleri de dikkate alınarak hazırlanmalıdır.
Sonuç
Türk hukukunda evlilik sözleşmesi, eşlerin malvarlığı ilişkilerini önceden planlayabilmelerini sağlayan önemli bir hukuki araçtır. Ancak taraflara evlilik ve boşanmanın bütün sonuçlarını sınırsız biçimde belirleme yetkisi vermez.
Eşler, kanunda düzenlenen mal rejimlerinden birini seçebilir ve seçtikleri rejimin içeriğini yalnızca kanunun izin verdiği ölçüde değiştirebilir. Meslek veya işletme faaliyetlerinden doğan belirli değerler, kişisel malların gelirleri ve artık değere katılma oranı sözleşmeyle düzenlenebilir. Buna karşılık velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, boşanma tazminatı ve mirasçılık gibi konular mal rejimi sözleşmesinden farklı kurallara tabidir. Sözleşme, alacaklıların haklarını ortadan kaldırmak veya emredici hükümleri bertaraf etmek amacıyla da kullanılamaz.
Geçerli ve işlevsel bir evlilik sözleşmesi için resmî şekle uyulması, tarafların malvarlıklarının açıkça belirlenmesi ve genel ifadeler yerine her hakkın kapsamının tereddüde yer bırakmayacak biçimde düzenlenmesi gerekir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/5316, K. 2014/11905, T. 10.06.2014
"TMK.nun 23. maddesine göre, 'Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez' bu hüküm, 'doğmayan haktan feragat olmaz', ilkesini içermektedir. ... Henüz doğmamış hakların da, gerek iç hukuk ve gerekse evrensel hukuk kurallarına göre medeni hak niteliğinde olduğu kabul edilmektedir."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2012/13166, K. 2013/7003, T. 13.05.2013
"Aile hukukunda; tam ve sınırsız bir sözleşme serbestisi kabul edilmemiş, tam aksine özgür iradeye dayalı sözleşme serbestisinin sınırlı olarak kabul edildiği ve kullanıldığı görülmektedir. ... Eşler geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında gene kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı veya paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/19691, K. 2016/1703, T. 01.02.2016
"Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler; ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. ... Böyle bir seçim hükümsüz olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz."
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/10565, K. 2017/8506, T. 07.06.2017
"4721 sayılı TMK'nun 213. maddesi 'Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları sorumluluk dışında bırakamaz. Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel olarak sorumludur...' hükmünü amirdir."
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN’a aittir. İçerikler, hak sahipliğinin geçerliliği için elektronik imzalı zaman damgası ile kaydedilmiştir. Sitemizdeki yazıların, izinsiz olarak başka platformlarda kopyalanması veya özetlenerek yayınlanması halinde yasal ve cezai işlemler uygulanacaktır.
