Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde Yüklenicinin Temerrüdü Halinde Arsa Sahibinin Hakları
- Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN

- 9 Haz
- 10 dakikada okunur

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, arsa sahibinin taşınmazındaki belirli payları yükleniciye devretmeyi, yüklenicinin ise bunun karşılığında sözleşmeye, onaylı projeye, yapı ruhsatına ve teknik kurallara uygun bir yapı meydana getirerek arsa sahibine bırakılacak bağımsız bölümleri teslim etmeyi üstlendiği bir sözleşmedir.
Bu sözleşme, Türk Borçlar Kanunu’nda özel olarak ve tek başına düzenlenmiş bir sözleşme türü değildir. Bünyesinde hem eser sözleşmesinin hem de taşınmaz satış vaadinin unsurlarını barındıran karma nitelikte bir sözleşmedir. Yüklenicinin inşaatı meydana getirme borcu bakımından Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine ilişkin 470 ve devamı maddeleri; arsa payının devri bakımından ise taşınmaz mülkiyetinin devrine ve satış vaadine ilişkin hükümler uygulanır.
Hukuk Genel Kurulu, 08.11.2023 T., 2022/290 E., 2023/1072 K.:
"...kat karşılığı inşaat sözleşmesi; bir yönüyle arsa sahibinin koşullar gerçekleştiğinde sahibi olduğu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmını yükleniciye devretmesini öngörürken, diğer yönüyle de, yüklenicinin yapacağı inşaat bakımından arsa sahibine karşı yükümlülüklerini gösteren, tapulu taşınmazın mülkiyetinin bir kısmının devrine ilişkin vaadi ve eser sözleşmesini içeren, iki tipli karma bir sözleşmedir."
Türk Borçlar Kanunu’nun 470. maddesinde eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yükleniciye ödenecek bedel para değil, kararlaştırılan arsa payları veya bağımsız bölümlerdir.
Sözleşme taşınmaz devri borcu içerdiğinden şekle de tabidir. Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi, Tapu Kanunu’nun 26. maddesi ve Noterlik Kanunu’nun 60. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerliliği için resmî şekilde düzenlenmesi gerekir. Uygulamada bu sözleşmeler çoğunlukla noterlikte düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olarak yapılmaktadır.
Yüklenicinin Temerrüdü Ne Zaman Ortaya Çıkar?
Yüklenicinin temel borcu, yapıyı sözleşmeye ve hukuka uygun biçimde meydana getirmek ve kararlaştırılan zamanda teslim etmektir. Türk Borçlar Kanunu’nun 471. maddesi uyarınca yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle yerine getirmekle yükümlüdür. Bu yükümlülük yalnızca inşaatın fiziksel olarak tamamlanmasını değil; yapının sözleşmeye, ruhsata, onaylı projeye, fen ve teknik kurallarına uygun şekilde meydana getirilmesini de kapsar.
İnşaatın süresinde teslim edilmemesi halinde yüklenicinin temerrüdüne ilişkin olarak Türk Borçlar Kanunu’nun 117 ve devamı maddeleri uygulanır. TBK m. 117’ye göre, muaccel bir borcun borçlusu kural olarak alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer. Buna göre teslim tarihi gelmesine rağmen inşaat tamamlanmamışsa arsa sahibi, yükleniciden edimini yerine getirmesini talep eden bir ihtar gönderebilir.
Teslim tarihinin sözleşmede belirli ve kesin bir takvim günü olarak kararlaştırılması veya ihtara gerek bulunmadığının sözleşmeden anlaşılması halinde ise yüklenici ayrıca ihtar gönderilmesine gerek olmadan temerrüde düşebilir. Bununla birlikte sözleşmede teslim süresinin yapı ruhsatının alınmasından, yer tesliminden veya belirli bir idari işlemin gerçekleştirilmesinden itibaren başlayacağı düzenlenmişse, sürenin başlangıcı ayrıca tespit edilmelidir.
Yüklenicinin temerrüdü yalnızca teslim süresinin dolmasıyla ortaya çıkmaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 473. maddesinin birinci fıkrası, yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı biçimde işi geciktirmesi sebebiyle eserin kararlaştırılan zamanda tamamlanamayacağının açıkça anlaşılması halinde, iş sahibine teslim gününü beklemeden sözleşmeden dönme imkânı tanımaktadır.
Bu nedenle yüklenicinin inşaata hiç başlamaması, şantiyeyi terk etmesi, çalışmaları uzun süre durdurması veya inşaatın ulaştığı seviye ile kalan süre değerlendirildiğinde işin zamanında tamamlanmasının teknik olarak mümkün görünmemesi halinde arsa sahibinin teslim tarihini beklemesi gerekmeyebilir.
Ancak gecikmenin yükleniciden kaynaklanması gerekir. Arsanın inşaata elverişli biçimde teslim edilmemesi, arsa sahibinin vermesi gereken belge ve vekâletnameleri vermemesi veya inşaatın yürütülmesine fiilen engel olması halinde, yüklenici temerrüdünün koşulları oluşmayabilir. Buna karşılık sözleşmeyle ruhsatın alınması, mevcut yapıların kaldırılması veya taşınmazın inşaata hazırlanması yükleniciye bırakılmışsa yüklenici, kendi üstlendiği işlemleri yapmamasından kaynaklanan gecikmeyi arsa sahibine yükleyemez.
İfanın sonradan objektif ve sürekli biçimde imkânsızlaşması da temerrütten ayrılmalıdır. Yüklenicinin kusuru bulunmaksızın ifanın imkânsızlaşması halinde TBK m. 136; yüklenicinin kusuruyla imkânsızlık meydana gelmişse TBK m. 112 kapsamında tazminat sorumluluğu gündeme gelebilir. Bu nedenle her yarım kalmış proje doğrudan temerrüt hükümleriyle çözümlenemez; gecikme ile imkânsızlık arasındaki ayrım somut olayda belirlenmelidir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 07.11.2024 T., 2023/3100 E., 2024/3892 K.
"İnşaatın yasal hale getirilmesi mümkün değilse, arsa sahibi, tescil, teslim ile eksik ve ayıplı iş bedeli isteyemez ise de, sözleşmeden dönmediği sürece gecikme tazminatı isteyebilir."
Arsa Sahibinin Temerrüt Halindeki Seçimlik Hakları
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde temerrüt halinde uygulanacak temel hükümler TBK m. 123, 124 ve 125’te yer almaktadır. TBK m. 123 uyarınca alacaklı, kural olarak temerrüde düşen borçluya borcunu yerine getirmesi için uygun bir ek süre verir.
Ancak TBK m. 124’te düzenlenen hâllerde ek süre verilmesine gerek bulunmaz. Yüklenicinin davranışlarından ek sürenin sonuçsuz kalacağının açıkça anlaşılması, gecikme nedeniyle ifanın arsa sahibi bakımından yararsız hâle gelmesi veya sözleşmeden borcun mutlaka belirli bir zamanda yerine getirilmesi gerektiğinin anlaşılması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Ek süre verilmesine rağmen yüklenicinin borcunu yerine getirmemesi veya ek süre verilmesini gerektirmeyen bir hâlin bulunması durumunda arsa sahibi, TBK m. 125’te düzenlenen seçimlik haklardan yararlanabilir.
Arsa sahibi öncelikle sözleşmenin devamını ve inşaatın aynen tamamlanmasını isteyebilir. Bu durumda yükleniciden sözleşmeye uygun ifa ile birlikte gecikme nedeniyle doğan zararların karşılanması talep edilebilir. TBK m. 118 uyarınca temerrüde düşen borçlu, temerrütte kusuru bulunmadığını ispatlamadıkça gecikmeden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. TBK m. 119 uyarınca ise temerrüde düşen borçlu, temerrüt sırasında meydana gelen beklenmedik hâllerden kaynaklanan zararlardan da kural olarak sorumlu olur.
Gecikme tazminatı, bağımsız bölümler zamanında teslim edilmiş olsaydı arsa sahibinin elde edeceği ekonomik yararın karşılanmasına yöneliktir. Bağımsız bölümlerin kiraya verilememesi sebebiyle mahrum kalınan kira gelirleri bu kapsamda talep edilebilir.
Sözleşmede her gecikilen ay için belirli bir kira bedeli veya cezai şart kararlaştırılmışsa TBK m. 179 hükümleri de uygulama alanı bulur. TBK m. 179/2 uyarınca, borcun belirlenen zamanda veya yerde yerine getirilmemesi için kararlaştırılan ceza, kural olarak asıl borçla birlikte talep edilebilir.
Bununla birlikte gecikme tazminatı ve ifaya ekli cezai şart, sözleşmenin ifa edileceği beklentisine dayanan olumlu zarar niteliğindedir. Bu nedenle sözleşmenin geriye etkili biçimde sona erdirilmesi halinde kural olarak gecikme tazminatı ve ifaya ekli ceza talep edilemez. Ancak taraflar sözleşmede, sözleşmenin sona erdirilmesi halinde dahi fesih tarihine kadar gecikme tazminatı veya cezai şart ödeneceğini açıkça kararlaştırabilir. Böyle bir düzenleme bulunduğunda sözleşme hükmü dikkate alınır.
Arsa sahibi, TBK m. 125 uyarınca aynen ifadan vazgeçerek borcun yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı olumlu zararın tazminini de talep edebilir. Bu ihtimalde sözleşme gereği gibi yerine getirilmiş olsaydı arsa sahibinin malvarlığının ulaşacağı durum ile mevcut durum arasındaki fark esas alınır.
Diğer bir seçimlik hak ise sözleşmeden dönülmesi ve sözleşmenin geçerli biçimde ifa edileceğine duyulan güven nedeniyle uğranılan olumsuz zararın talep edilmesidir. Ancak arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi taşınmaz devri içerdiğinden, arsa sahibinin tek taraflı dönme bildirimi tapuların kendiliğinden geri dönmesini ve sözleşme ilişkisinin tüm sonuçlarıyla tasfiye edilmesini sağlamaz. Tarafların sona erme konusunda anlaşamaması halinde sözleşmenin sona ermesi ve tasfiyesi mahkeme kararıyla gerçekleştirilir.
Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi de arsa sahibine önemli bir koruma sağlamaktadır. Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmede kendi borcunu ifa etmeyen veya ifasını teklif etmeyen taraf, kural olarak karşı taraftan ifa isteyemez. Bu nedenle yüklenici, sözleşmede öngörülen inşaat seviyesine ulaşmadığı sürece arsa sahibi henüz devretmediği payların devrinden kaçınabilir. Arsa paylarının inşaatın ilerleme seviyesine bağlı olarak aşamalı biçimde devredilmesi, arsa sahibinin riskini önemli ölçüde azaltır.
Nama İfa ve Eksik İşlerin Tamamlatılması
Arsa sahibi sözleşmeyi sona erdirmek yerine inşaatın tamamlanmasını istiyorsa nama ifa yoluna başvurabilir. Nama ifanın genel dayanağı TBK m. 113’tür. Bu hükme göre bir yapma borcu borçlu tarafından yerine getirilmediğinde alacaklı, masrafı borçluya ait olmak üzere edimin kendisi veya üçüncü bir kişi tarafından yerine getirilmesine izin verilmesini hâkimden isteyebilir.
Eser sözleşmeleri bakımından TBK m. 473/2’de ayrıca özel bir düzenleme bulunmaktadır. Yüklenicinin kusuru sebebiyle eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı biçimde meydana getirileceği açıkça görülüyorsa iş sahibi, uygun bir süre vererek aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Yüklenici verilen sürede gerekli düzeltmeyi yapmazsa iş sahibi, masrafı yükleniciye ait olmak üzere onarımın veya işe devamın üçüncü bir kişiye verilmesini sağlayabilir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde nama ifa talebiyle; arsa sahibine bırakılacak bağımsız bölümlerdeki eksikliklerin, ortak alanlardaki işlerin, ayıplı imalatların ve yapı kullanma izin belgesinin alınması için gerekli işlemlerin yüklenici hesabına tamamlanması istenebilir.
Nama ifa talebi soyut ve genel biçimde ileri sürülmemelidir. Eksik ve ayıplı işlerin neler olduğu, bunların tamamlanma maliyeti, ortak alan giderleri ve iskân alınması için yapılması gereken masraflar uzman bilirkişiler aracılığıyla belirlenmelidir.
Gerekli tamamlanma masrafının yükleniciye bırakılmış bir bağımsız bölümün satılması yoluyla karşılanması da talep edilebilir. Bu durumda satış bedelinden eksik işler için gereken tutar karşılanır, kalan miktar yükleniciye verilir. Yüklenici gerekli bedeli mahkemenin belirleyeceği yere depo ederse satışa ihtiyaç kalmayabilir.
Nama ifa davasının usul yönü de önemlidir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 28. maddesi gereğince talebin değeri üzerinden peşin karar ve ilam harcının yatırılması gerekir. Eksik ve ayıplı işlerin değeri dava açılırken tam olarak belirlenemiyorsa bilirkişi incelemesiyle tespit edilen tutar üzerinden eksik harç tamamlatılır. Verilen sürede eksik harcın yatırılmaması halinde Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca işlem yapılır.
Sadece gecikme tazminatı üzerinden harç yatırılmış olması, nama ifa talebinin de harçlandırıldığı anlamına gelmez. Bu nedenle eksik işler, ortak alanlar ve iskân giderleri bakımından talebin değeri ayrıca gösterilmelidir.
Eksik ve Ayıplı İfa Arasındaki Ayrım
İnşaatın hiç tamamlanmaması veya bazı işlerin yapılmadan bırakılması eksik ifa; yapılan imalatın sözleşmede kararlaştırılan nitelikleri taşımaması ise ayıplı ifa niteliğindedir.
Ayıplı ifa bakımından TBK m. 474 ve devamı hükümleri uygulanır. TBK m. 474 uyarınca iş sahibi, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları uygun sürede yükleniciye bildirmekle yükümlüdür.
TBK m. 475 uyarınca eserin ayıplı olması halinde iş sahibi; ayıbın önemine göre sözleşmeden dönme, bedelden indirim veya aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde eserin ücretsiz onarılmasını isteme haklarına sahip olabilir. Yüklenicinin kusurlu olması halinde ayrıca tazminat da talep edilebilir.
Bununla birlikte arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde taşınmaz devri ve bağımsız bölümlerin paylaşımı bulunduğundan, ayıp hükümleri sözleşmenin yapısı ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak uygulanmalıdır. Ruhsata veya projeye aykırı, yasal hâle getirilmesi mümkün olmayan bir yapının arsa sahibi tarafından kabul edilmesi beklenemez.
TBK m. 477’de eserin açık veya örtülü biçimde kabul edilmesinin sonuçları düzenlenmiştir. Bu nedenle bağımsız bölümlerin fiilen kullanılması, anahtarların teslim alınması veya herhangi bir çekince ileri sürülmeden yapının kabul edilmesi, açık ayıplara ilişkin haklar üzerinde etkili olabilir. Ancak teslim alma ile eserin hukuka ve sözleşmeye uygun olduğunun kabulü aynı anlamı taşımamaktadır.
Sözleşmenin Geriye veya İleriye Etkili Sona Ermesi
Yüklenicinin temerrüdü sebebiyle sözleşmenin sona erdirilmesinde temel mesele, sona ermenin geçmişe mi yoksa yalnızca geleceğe mi etkili olacağıdır.
Kural olarak sözleşmeden dönmenin geriye etkili sonuç doğurması kabul edilir. Bu durumda sözleşme baştan itibaren hüküm doğurmamış gibi tasfiye edilir ve taraflar sözleşme nedeniyle birbirlerinden aldıklarını geri verirler. Arsa sahibinin yükleniciye devrettiği paylar, yüklenicinin edimini yerine getirmesi şartına bağlı avans niteliğinde olduğundan, yüklenici hak kazanamadığı payları iade etmek zorundadır.
Geriye etkili sona ermede yüklenici, inşaatın ulaştığı fiziki seviyeye karşılık bağımsız bölüm isteyemez. Buna karşılık arsa sahibinin malvarlığında kalan, hukuka uygun ve ekonomik değer taşıyan imalatların bedelini sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde talep edebilir. Ruhsata ve projeye aykırı, yıkılması gereken veya hukuken değerlendirilemeyecek imalatların aynı biçimde hesaplanması mümkün değildir.
İnşaatın büyük ölçüde tamamlandığı durumlarda sözleşmenin baştan itibaren ortadan kaldırılması, taraflar ve üçüncü kişiler bakımından hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabilir. Bu hallerde Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı esas alınarak sözleşmenin ileriye etkili biçimde sona ermesi gündeme gelir.
Uygulamada inşaatın yüzde doksan ve üzerinde tamamlanmış olması ileriye etkili sona erme bakımından önemli bir ölçüt olarak kabul edilmektedir. Ancak tamamlanma oranı tek başına yeterli değildir. Yapının ruhsat ve projeye uygunluğu, aykırılıkların giderilip giderilemeyeceği, yapı kullanma izninin alınmasının mümkün olup olmadığı, kalan işlerin niteliği ve üçüncü kişilerin durumu da değerlendirilmelidir.
Örneğin inşaatın fiziksel seviyesi yüksek olsa dahi arsa sahibine verilecek bağımsız bölümler yıkımı gerektirecek derecede imar mevzuatına aykırıysa arsa sahibi eseri kabul etmeye zorlanamaz. Buna karşılık arsa sahibi geriye etkili sona erme yerine açıkça ileriye etkili sona erme talep etmişse, mahkeme bu talebi ve kurulacak tasfiyenin sonuçlarını ayrıca değerlendirmelidir.
İleriye etkili sona ermede sözleşmenin sona erme tarihine kadar meydana gelen sonuçları korunur. Yüklenici, gerçekleştirdiği hukuka uygun imalat oranında arsa payına veya bağımsız bölüme hak kazanır. Arsa sahibi ise eksik ve ayıplı işler, gecikme, iskân giderleri ve yüklenicinin kusurundan doğan diğer zararlarını talep edebilir.
Bu nedenle ileriye etkili sona erme kararı verilirken yalnızca sözleşmenin sona erdirilmesiyle yetinilmemelidir. Yüklenicinin hak ettiği bağımsız bölümler, arsa sahibinde kalacak bölümler, eksik işler, yapı kullanma izin belgesi için gereken giderler ve taraflar arasındaki parasal denkleştirme belirlenmelidir.
Üçüncü Kişilere Yapılan Devirler
Yüklenicinin kendisine bırakılacak payları veya bağımsız bölümleri inşaat tamamlanmadan üçüncü kişilere devretmesi, sözleşmenin sona ermesi halinde ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu konuda Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesinde düzenlenen tapu siciline güven ilkesi gündeme gelir. Ancak yükleniciden bağımsız bölüm alan her üçüncü kişinin yalnızca tapu kaydına güvenmiş olduğunu ileri sürerek otomatik biçimde korunacağı söylenemez.
Yükleniciye inşaat tamamlanmadan devredilen paylar, yüklenicinin sözleşmeden doğan edimini yerine getirmesi şartına bağlıdır. Yükleniciden pay alan kişi de çoğu durumda yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan hakkına dayanır. Bu nedenle yüklenicinin hak kazanmadığı bir payı devretmiş olması, üçüncü kişinin kazanımının da tartışmalı hâle gelmesine yol açabilir.
Üçüncü kişinin TMK m. 1023 kapsamında korunup korunmayacağı belirlenirken; devir tarihi, inşaatın o tarihteki durumu, alıcının taşınmazın bir arsa payı karşılığı inşaat projesine bağlı olduğunu bilip bilmediği, satış bedeli, devrin gerçek satış mı yoksa teminat veya muvazaa amaçlı mı olduğu ve yüklenicinin devredilen bağımsız bölümü hak edip etmediği birlikte incelenmelidir.
Sözleşmenin ileriye etkili sona ermesi halinde yüklenicinin yaptığı imalat oranında hak ettiği bağımsız bölümler korunur. Bu nedenle önce yüklenicinin hak edişi belirlenmeli, daha sonra üçüncü kişilere devredilen bölümlerin bu hak ediş içerisinde kalıp kalmadığı tespit edilmelidir.
Sözleşmenin geriye etkili sona ermesi halinde ise yüklenicinin hak kazanamadığı payların arsa sahibine dönmesi gündeme gelir. Ancak üçüncü kişinin iyi niyet iddiası, tapu kaydının niteliği ve somut olayın tüm koşulları araştırılmadan kategorik bir sonuca varılması doğru değildir.
Sonuç
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yüklenicinin temerrüdü halinde uygulanacak hükümler tek bir kanun maddesinden ibaret değildir. Sözleşmenin karma yapısı nedeniyle Türk Borçlar Kanunu’nun eser sözleşmesine, borçlu temerrüdüne, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere, nama ifaya ve cezai şarta ilişkin hükümleri ile Türk Medeni Kanunu’nun dürüstlük kuralı ve tapu siciline güven hükümleri birlikte uygulanmaktadır.
Yüklenicinin temerrüdü halinde arsa sahibi; TBK m. 125 uyarınca aynen ifa ve gecikme tazminatı talep edebilir, aynen ifadan vazgeçerek olumlu zararının karşılanmasını isteyebilir veya sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini talep edebilir. Ayrıca TBK m. 113 ve 473 kapsamında eksik işlerin yüklenici hesabına tamamlanması için nama ifa yoluna başvurabilir.
Hangi hakkın kullanılacağı; inşaatın tamamlanma seviyesi, yapının ruhsat ve projeye uygunluğu, kalan işlerin maliyeti, yüklenicinin mali durumu, arsa paylarının üçüncü kişilere devredilip devredilmediği ve projenin tamamlanmasının ekonomik olarak mümkün olup olmadığı birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.
Uyuşmazlık ortaya çıktığında öncelikle inşaatın mevcut seviyesi ve hukuki durumu teknik olarak tespit edilmeli, tapu kayıtları incelenmeli, sözleşme ve ekleri değerlendirilerek yüklenicinin temerrüde düşürülmesi gerekip gerekmediği belirlenmelidir. Daha sonra arsa sahibinin tercih ettiği hukuki yol açık ve çelişkisiz biçimde ortaya konulmalıdır.
Yanlış seçimlik hakkın kullanılması, geriye etkili sona erme ile sözleşmenin devamına bağlı tazminatların birbirine karıştırılması veya nama ifa talebinin değerinin ve kapsamının belirlenmemesi, haklı bir talebin reddedilmesine ya da uyuşmazlığın uzun yıllar devam etmesine neden olabilir.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 12.06.2017 T., 2016/3994 E., 2017/1768 K.:
"Akdin ileriye etkili feshedilebilmesi için inşaat seviyesinin %90 ve üzeri orana ulaşmış olması gerekir. ... İnşaatın geldiği seviye itibariyle sözleşmenin geriye etkili feshinin adalet duygularını zedeleyeceği hallerde ... feshin ileriye etkili sonuç doğuracağı kabul edilmektedir."
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, 10.11.2014 T., 2014/1854 E., 2014/7124 K.:
"Yüklenicinin... belediyeye ödenmesi gereken tutarı dahi ödemediği, ruhsat almadığı... tecavüzlü halin inşaat yapımına engel olmadığı ve davalı yüklenicinin temel altı beton dökümü işlemlerini yaparak inşaata başladığına göre, bu aşamada engel iddiasına dayanmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu... inşaattaki gecikmenin ve inşaatın süresinde bitirilememesinin yüklenicinin kendi kusurundan kaynaklandığı gerekçesiyle sözleşmenin haklı nedenle feshine karar verilmiştir."
UYARI
Web sitemizdeki tüm makale ve içeriklerin telif hakkı Av. Celal Ferit DEMİRKIRAN’a aittir. İçerikler, hak sahipliğinin geçerliliği için elektronik imzalı zaman damgası ile kaydedilmiştir. Sitemizdeki yazıların, izinsiz olarak başka platformlarda kopyalanması veya özetlenerek yayınlanması halinde yasal ve cezai işlemler uygulanacaktır.
